Yapay Zekâ, Gelecek ve Çocuklarımız

Şimdi, yapay zekâ çılgınlar gibi büyüyor.

Cebimizdeki aletlerin işlem gücü ve yetenekleri ise zaten çok gelişmiş durumda.

Herkesin birden fazla bilgisayarı var. Bazıları farkında bile değil.

Hayatımızın pek çok alanında istesek de istemesek de teknoloji imkânlarını kullanıyoruz.

Kullanmayan zaten geride kalıyor.

Her ülke kendi yapay zekasını geliştirmeye çalışıyor. İran’da bile fıkıh ve hadislerin olduğu bir yapay zekâ fetvalarda kullanılıyor.

4 Büyükler

Büyük teknoloji firmalarına bir bakalım

Microsoft’un hem işletim sistemi hem yapay zekâsı var. Çoğu PC’nin Windows çalıştırdığını düşünürsek, donanım olayına girmemeleri normal.

Apple’ın hem işletim sistemi hem donanımı hem de yapay zekası var. Ekosistemini en iyi kuran firma bu.

Amazon, donanım olarak bulutları var ve yapay zekası da var.

OpenAI, donanımı yok ama çok yakında bunların donanımları da çıkacak. Yapay zekâyı zaten herkes kullanıyor. İşletim sistemi de çok yakında çıkacak bence. OpenClaw’un yaratıcısı Peter Steinberger’in OpenAl altına girmesi ve geçtiğimiz yıl eski Apple ürün geliştiricisi Jony Ive’ın donanım firmasını satın alması gibi göstergeler zaten ortada.

Amazon’un 50 milyar dolar OpenAl yatırımı var. OpenAl’ın en büyük müşterisi ise Microsoft. Bu ilişkiler çok karışık, Yarabbim.

Bu gelişmeleri takip etmekte yarar var.

Evdeki Mühendis

Teknik kullanıcılar zaten birkaç adım önde ve evlerinde araştırma ve geliştirme yapıyorlar.

Bir sonraki iş sözleşmemi 4 gün olarak imzalamak ve cuma günlerini araştırma ve geliştirme yapmak için ayırmak istiyorum.

Zaten yakında emekli olacağım, belki de zamanım zaten çoğalacak.

Son günlerde bir OpenClaw çılgınlığı aldı başını gitti. YouTube’da Türkçe ve İngilizce bilgi bulmak mümkün. Ben de kurdum ve birkaç işi otomatiğe bağladım. OpenClaw’un tamamen Vibe Coding ile, yani YZ araçlarına konuşarak üretildiğini biliyor muydunuz?

Önümüzdeki yıllarda olacakların tellallığını yapayım biraz. Kendimi çok Nostradamus gördüm canım hahahaha

Öngörüler

Halkın teknoloji ile ilişkileri çok değişecek. Herkes konuşarak teknolojiye iş yaptırmaya başlayacak.

Windows ve Apple gözden düşmeye başlayacak. OpenAI işletim sistemi sokaktaki insanın kullanımıyla bomba gibi gelecek. Öyle artık bilgisayar kullanmak için karşısına oturmak zorunda olmayacağız.

Anayasalar değişecek ve yaptırımlar ağırlaşacak. Genel bir dünya anayasası ortaya çıkacak. Ülkeler yavaş yavaş bu anayasayı benimseyecek.

Kapitalizm ortadan kalkacak. Para dediğimiz şeyin formatı çok değişecek ve global olarak dolaşan bir birim olacak.

Hükümet sistemleri değişecek, yönetim tabanları değişecek.

Sosyal medyada şu an bildiğimiz kanallar kapanacak ve tamamen yapay zekâ güdümlü başka başka kanallar açılacak.

Dolayısıyla pazarlama da devir atlamak zorunda kalacak. Kişiye özel fiyatlar çıkacak. Kişinin harcama kabiliyeti fiyatlara yansıyacak.

Her işi yapay zekâyla yapmaya çalışacağız ama burada çıkan problemleri gene o geleneksel yazılım uzmanları çözecek.

Kod yazabilenler çok revaçta olacak. Öyle YZ ile değil, sıfırdan kod yazabilenlerden bahsediyorum.

Dijital kaçakçılık 10.000-20.000 katına katlayacak. İnsanlar üçkağıda geldiğini anlamayacak bile.

İş çevrelerinde yapay zekâ ile çalışan ve tek bir iş yapan minik aletler, ufak donanımlar veya giyilebilir cihazlar yapanlar çok para kazanacak.

Yeni mezun yazılım uzmanları, artık öyle bir bölüm kaldıysa, yapay zeka, N8N, MCP, OpenClaw gibi araçlarla haşır neşir olmalı, ama bunun bir alt katmanı olan web services, API gibi entegrasyon sağlayan yapıların da öğrenilmesi ve pratik olarak yapılandırmayı bilmesi gerekiyor.

Ayrıca siber güvenlik, Linux, kimlik doğrulama, veritabanı entegrasyonu, yüksek kapasite veri işleme, Prompt Engineering gibi konulara da eğilmeliler.

Veri tabanlarının bir potada eritilmesi ve bu işlerin YZ ile kotarılması artacak.

Güvenli mobil, bilgisayar ve iletişim sistemleri çok önem kazanacak. Sadece firmalar ve halk için değil, askeri, hükümet, politika, ekonomi gibi konularda kullanılacak sistemlerin geliştirilmesi ve bunların lokal yapay zekâlar ile ilişkilendirilmesi konuları gündeme oturacak.

Para transferi yapan sistemler ve bunların güvenliği, dijital cüzdan gibi konular da ön planda olacak.

Banknot taşımanın azalması, herkesin kredi kartı kullanması para alışverişi yapan sistemlerin daha fazla kullanılmasını sağlayacak.

Biyometrik kimlik doğrulama işleri her yere yayılacak. En basit işleri bile biyometrik doğrulama olmadan yapamayacağız.

Yapay zekâ kullanım ve güvenlik kuralları iyice oturacak. Hükümetler bu yasaları uygulamaya başlayacak, ama tam olarak olgunlaşmayan bu yasaların uygulaması çok sancılı olacak.

Açık kaynak yazılım olayı tamamen farklı bir boyuta geçecek. Ama beynelmilel kullanılan sistemleri değiştirmeye yetmeyecek. İşi bilenler ve IQ’ları yüksek olanlar açık kaynak yazılım ve donanımları kendi hayatlarını düzene koymak için kullanacaklar.

Quantum bilgisayar olayı evlere kadar yayılacak. Kuantum bilgisayar teknolojisi lambalı bilgisayar teknolojisi ile karşılaştırılabilir. Bu teknolojinin transistör gibi bir yarı iletkeni keşfetmesi çok yakın ve bu işler için yapay zekâ da kullanılıyor.

Veri güvenliği için yeni teknikler geliştirilecek. Bu teknikler verinin hackerlar tarafından değiştirilmesini engelleyecek.

Yazılım hataları 10000-50000 kat artacak. Vibe Coding ilerlemiş olsa da hatalar çok artacak ve bu hataların maliyeti de katlanarak artacak. Bunları düzeltmek için tekrar geleneksel yazılım uzmanları kullanılacak. Ama bu hataların yüzdesi 2-3 yıl içinde düşüşe geçecek ve kodun kalitesi artacak.

Bu gelişmeler tam da 3 Cisim Problemi dizisindeki uzaylıların korktuğu gelişmeler.

Bu arada, toplum devir atlayacak. Yapay zekanın yayılması, kuantum bilgisayarların pratik kullanımı, teknolojinin ilerlemesi derken bir şey olacak ve toplum olarak devir atlayacağız. Bu “şeyin” tam olarak ne olacağını bilemiyorum. Boyut atlaması gibi düşünülebilir.

Radyo frekansları tarihe gömülecek. Evlerimizdeki radyo ve televizyonlar yok olacak. Onun yerine streaming servislerine bağlanan ve yapay zekâ ile yönetilen portatif cihazlar olacak. Bunlar bulunduğu yeri ve kullanan kişiyi bilecek ve ona göre gösterim yapacak.

Bir salaklık yapıp savaş filan çıkartmazsak mutlu mesut yaşayacağız demişken, bu lafımı geri alıyorum.

Salaklık insanlığın DNA’sında var.

Bilgi ve hüner altından, petrolden çok daha pahalı olacak. Bilim insanlarını bir araya getirmek güç olsa da, bunu yapabilen ülkeler ve kuruluşlar teknolojide çok öne geçecekler.

Asteroit kuşağında madencilik yapılması ve bu işin tamamen insansız olabilmesi için araştırma

Asteroit kuşağında madencilik yapılması ve bu işin tamamen insansız olabilmesi için araştırma ve geliştirme yapılıyor ve 10 yıl içinde gezegenimizde bu madenleri vitrinlerde göreceğiz. Yeni elementler periyodik tabloya eklenecek.

El işi ve sanat yapan kişiler çırak bulamayacak, gerçi bu uzun süredir böyle. El işi ürünler azalacak ve fiyatı yükselecek.

İnsan tarafından yapılmış sanat eserlerine rağbet artacak. Belli bir niş kitle olacak ve insan gücüyle yapılmış resim, müzik, sanat, heykel, gibi ürünlere rağbet artacak. Organik terimi tamamen farklı bir biçimde kullanılacak.

Generative Al gerçekten akıllı hale gelecek. Pattern algılama ve zekâ arasındaki farklılık silikleşecek. YZ sistemleri birbirleriyle konuşacak.

Zaten şu anda YZ botlarının takıldığı bir sosyal medya var ve orada YZler tarafından geliştirilmiş bir din bile ortaya çıktı.

YZ sadece araştırma ve geliştirme için değil, karar verme mekanizmalarında da kullanılmaya başlanacak.

YZ üzerine çalışmayan ülkeler, bilim insanlarının bu konularda çalışması için desteklemeyen hükümetler olayın çok gerisinde kalacak. Zamana ayak uyduramayacak.

Dijital Amish

Bazı karşıt gruplar ortaya çıkacak ve dijital ortamda verilerinin dolaşmamasını isteyen kişiler olacak.

Bunlara Digital Amish diyebiliriz. “Digital Amish” fikri teknoloji düşmanlığı değil, bilinçli bir görünmezlik tercihidir. Modern dünyada var olmak neredeyse dijital olarak görünmekle eşanlamlı hale geldi: biyometrik veriler, sosyal medya hesapları, banka kayıtları, konum geçmişi… Sistem iz bırakanı tanır ve kabul eder. Oysa Digital Amish yaklaşımı, insanın varlığını kanıtlamak için sürekli veri üretmek zorunda olmadığını savunur. Biyometrik verisini paylaşmayan, sosyal medyası olmayan, nakit kullanan ve dijital ayak izini minimumda tutan biri; aslında mahremiyetini korumaya çalışan biridir. Bu, gelecekte “dijital katılmama hakkı” olarak tartışılabilecek temel bir özgürlük alanına dönüşebilir.

Ancak aynı görünmezlik, başka bir kapıyı da aralar. Takip edilemeyen, finansal izi olmayan ve merkezi sistemlere entegre olmayan bireyler; suç örgütleri için de doğal bir sığınak oluşturabilir. Devletlerin düzeni sürdürme biçimi iz sürmeye dayanır. İz ortadan kalktığında güvenlik mekanizması zayıflar. Tarih boyunca regülasyon dışı alanlar, yalnızca özgürlük alanları değil, aynı zamanda gölge ekonomilerin ve yeraltı yapıların filizlendiği zeminler olmuştur. Bu nedenle Digital Amish yaşam tarzı, bir yandan bireysel özgürlüğün sembolü olurken, diğer yandan sistem için potansiyel bir tehdit olarak algılanabilir.

Gelecekte iki paralel dünya oluşabilir: Tamamen dijitalleşmiş, kimliği kayıtlı, algoritmalar tarafından analiz edilen “sistem insanları” ve minimum veriyle yaşayan, yerel güven ağlarına dayanan “dijital sadeleşmişler.” Asıl kırılma noktası ise şu soruda saklıdır: Bu görünmezlik bir tercih mi olacak, yoksa sistemin dışına itilmiş olmanın sonucu mu? Gönüllü görünmezlik özgürlüktür; zorunlu görünmezlik ise dışlanmadır. İşte Digital Amish meselesi tam da bu ince çizgide durur—mahremiyet ile güvenlik, özgürlük ile düzen arasındaki hassas dengede.

Eğitim Sistemi???

Eğitim sistemi tamamen değişecek; geç kaldı bile.

Yeni nesil zaten bu okul olayını hiç sevmiyor. 10-20 kişiyi bi odaya doldurup hepsine standart bir ders anlatma olayı çok saçma.

Dersler yapay zekâ destekli ve kişisel olarak yapılandırılacak. Öğrenciye has dersler yapay zekâ tarafından hazırlanacak ve öğrencinin mevcut yeteneklerini destekleyen müfredat ortaya çıkarılacak.

Bu müfredat ve eğitim sonunda öğrencinin işi hazır olacak ve mezuniyetten sonra hemen çalışmaya başlayacak. Dersler belli aletler üzerinden online ulaştırılacak ve test, sınav olayı ortadan kalkacak.

Öğrencinin gidişatı yaptığı ödevler üzerinden değerlendirilecek. Ödevler araştırma ve geliştirme üzerine ve buluş üzerine olacak. Tabii ki YZ kullanacak öğrenciler ama referanslar otomatik olarak belirecek ve çalıntı makale olmayacak. Bu alıntıların arasındaki bağlantıyı kurmak öğrencinin işi. Veya yapılmamış işleri lab ortamında yapıp verilerini YZ ile derlemek öğrencinin işi.

Üniversite sistemi çökecek. Üniversite zaten bir business ve öğrenciler de müşteri. Bu uzun zamandır böyle. Üniversite sisteminden nemalanan pek çok kuruluş ve kişi bu olaya karşı çıksa da çökmesi çok hızlı olacak.

Onun yerine gerçekten araştırma geliştirme ve öğretme yapan minik kuruluşlar ortaya çıkacak ve çeşitli konularda yukarıda bahsettiğim gibi eğitilmiş kişilere iş verecek. Bu kurumlar ürettikleri ürünler üzerinden beslenecek.

Profluk, doçentlik ortadan kalkacak. Bunlar zaten çok eski ve artık işe yaramayan rütbeler. Onun yerine kişinin buluşları, yaptığı işler, yazdığı makaleler, yaptığı ödevler referans olacak. İlkokuldan itibaren bir puanlama sistemi gelecek. Kişinin tüm yaptığı ödevler sistemde bir puan karşılığı olacak.

Toplumda akademisyen olarak tanınmak tamamen yaptığın işler, makaleler, buluşlar üzerinden değerlendirilecek.

Bir konuyu öğretmek istersen, senin öğretip öğretemeyeceğin yaptığın işlere bağlı olacak.

Bunu değerlendiren sistem global olacak ve yapay zekâlar tarafından yönetilecek.

Sonuç

Esas beyin göçleri bu aşamada başlar. Konu üzerinde araştırma ve geliştirme yapanların nerede daha fazla imkân varsa oralara kaymaları doğal.

Gelecek gerçekten de çok büyük teknolojik gelişmelere ve akabinde sosyo-ekonomik değişikliklere gebe.

Gözümüzü açıp, sisten çıkabilirsek geleceğimizi planlamak için henüz geç değil.

Araba üretme imkânını kaçırdık, uzay teknolojileri imkanını kaçırdık, tıp sektöründeki ilerlemeleri kaçırdık, bilgisayar teknolojilerindeki ilerlemeleri kaçırdık, Cloud computing gelişmelerini kaçırdık. Bu konularda yüksek hacimde bir tane yerli firma yok. Millet olarak üretici değil, tüketiciyiz. Adımız bu konularda dünyada duyulmadı.

Bare en azından YZ konusunda bir şeyler yapalım. Sürekli Toki yaparak olmayacağı belli. Zaten onu da doğru dürüst yapamıyoruz.

O yüzden çocuklarınıza İngilizce öğretin, internette YZ eğitim videolarına yönlendirin. Bol bol bu konularla haşır neşir olmalarını sağlayın ve ihtiyaçları olan altyapıyı verin. Örneğin, ben bir mini PC aldım bu işleri denemek için.

Oyun da oynayacaklar. Ama doğru yönlendirme ile eminim, YZ konularında da öğrenip uygulama yapacaklardır.

Posted in Bilişim, Türkçe.

One Comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.