Önce Düşün sonra Hareket Et

Bloguma bir yazı koymadan evvel biraz düşünürüm. Bu yazı ne anlatıyor, mesaj güzel aktarılmış mı, okuyan ne anlar? Genellikle ya eşime yada çevremdeki kişilere okutuyorum bakalım tepkiler ne olacak diye. Yazıpta yayınlamadığım yazılar çok ama bunları arşivlemiyorum da. İşe yaramaz damgasını yiyen yazı çöp kutusunu boyluyor. Daha sonra kafein ve adrenalinin (bunlara ilham perisi de demek mümkün) yüksek olduğu bir anda aynı konu üzerinde tekrar yazıyorum ve bir öncekinden çok daha iyi oluyor. Diğer bir yararıda kendi kendini çözümlemeye yol açması. Metafiziksel bir rahatlama ve dinginlik yaratıyor bu incelemeler. Kendimi bilme yolunda ilerletiyor beni.

Blog olayına başlamadan evvel bu tür denemelerim vardı. Şimdi açıp bunları okuduğumda “vay anasını” diyorum. Neydim ne oldum ve nereye doğru gidiyorum görülebiliyor. Gitar çalmaya ilk başladığımda kayıt ettiğim çalışmalarımı şimdi dinlediğimde farkına vardığım ilerleme gibi.

Bir fikrin oluşması, pişmesi ve uygulamaya konması aşamalarının arasında geçirilecek zamanın uzunluğu fikrin daha da olgunlaşmasını sağlayacaktır. Ani çıkışlar ile ve kızgınlıkla yapılmış işler ise kalıcı olmaz ve zaman kaybıdır. Bu yüzden tavsiyem en azından üretkenliği ve kaliteyi arttırmak için fikrin oluşması ve pişmesi dönemlerinde daha fazla vakit harcanması.

Posted in Bilişim, Türkçe.