BSA Kanuna Takılır…

Yazılım dünyasında üretilen ürünlerin çok kolay yollarla çoğaltılıp korsan olarak satılması her gün karşı karşıya kaldığımız bir durum. O kadar kişinin emek verdiği ve sahiplendikleri bu ürünler yerlerde fahiş fiyattan satılınca insanın içi burkuluyor.

Lisedeyken Yazıcıoğlu’ndan ve Mecidiyeköy’deki satıcılardan çok CD aldım. Ama zaten ticari bir ürün üretmediğim ve olmayan gelirimin yetmeyeceği için para veripte Visual Studio veya Windows 2000 almak benim için çok uzak bir ihtimaldi. Neyse ki şimdi herşeyim lisanslı yada açık kaynak.

Eskiden sanırdım ki BSA iyi bir şey yapıyor. Hatta yazdığım Vezir Projesinde bile isimleri geçiyor. Sanırım gözümde fazla büyütmüşüm ve hakikaten firmaların haklarını koruyan bir kuruluş sanmışım. YANILMIŞIM.

Bloglarda ve gazetelerden bir kaç gündür okuduğum haberlere göre hem işlerini yaparken belirli kurallara göre davranmıyor (sabit diskleri organ mafyasının organ çaldığı gibi kasadan çıkarmak, bilgisiz elemanlara bu işi yaptırmak, el koyulan sabit diskleri pas ve rutubete maruz bırakılmasını sağlamak vs.) hemde kanunsuz ve aslında hakkı olmadan bir sürü ceza kesip disklere el koyuyormuş. AYIP.

Allah’a şükür ülkemizde Mehmet Ali Köksal gibi avukatlar varda, zararın neresinden dönersek kardır diyebiliyoruz. HELAL OLSUN.

Aslında BSA gibi bir oluşuma yani yazılım ürünleri üreten firmaların kendilerini korumak için bir kontrol mekanizmasına ihtiyaçları gerçekten de var. Hiç kimse gecelerini verdiği projelerin ayaklar altında satıldığını görmek istemez. Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma yasası zaten var. Önemli olan bunun farkında olmak ve sürekli gözümüzü açık tutmak. Kaçak yazılım satan ve ne sattığının bile farkında olmayan korsanlara dikkat etmek, sattıkları ürünleri almamak ve kullandığımız bilgisayarlarda kaçak yazılım bulunmamasına dikkat etmek bireysel olarak yapabileceklerimiz. Çevremizdeki kişileri bu konuda uyarmak, lisanslı yazılım kullanmaya teşvik etmek ve bu sayede bir toplum bilinci oluşturmak ise ikinci adımda yapabileceklerimiz arasında sayılabilir.

Madalyonun öteki yüzünde tabii ki evine ekmek parası kazanmak için uğraş veren korsan CD satıcıları ve düşecekleri kötü durum var. Hakkıyla bir işte çalışıpta başarılı olmamış kimse görmedim. Eminim ki dürüst yollardan para kazanmaya çalışırlarsa hem geceleri rahat uyuyacaklar hemde satış yaparken polis tarafından yakalanma korkusu olmayacak. Ama tabii bu zor bir iş. Kısa yoldan köşeyi dönmek herkesin kafasında olunca, ortaya çıkan işler ve firmalar da kısa zamanlı oluyor.

Sonuç olarak yaşadığımız çevrede bir şeyler değiştirmek istiyorsak dürüstlük ile yola çıkıp uzun vadeli planlar yapmamız gerekiyor. Bu ülke günlük politikalardan çok çekti zaten. Örneğin bürokrasinin bir miktar azaltılması ve savcılık yolu ile bu tür arama izinlerinin daha hızlı çıkartılması ve yetkili kişilerin baskınları ve el koymaları yapması, bilinçli kişilerin sabit diskleri sökmesi ve gereğince depolaması sağlanabilir. Tabii bu işlerin nasıl olması gerektiği konusunda fazla bilgim olmadığı için daha fazla ahkam kesemeyeceğim ama ne olursa olsun polis içinde bu tür bir ekip kurulabilir diyorum. Bu ekip bilgisayar mühendislerinden veya çekirdekten yetişmiş kişiler olabilir. En azından statik elektrik nedir, sabit disk nasıl sökülüp takılır gibi temel konuları bilse olur. Çok mu zor böyle bir ekibi geliştirmek?

Posted in Bilişim, Türkçe.