İspanyol Teorisi

İspanyol Teorisi: İşkolik yazılım ekibi, üretkenliği daha önce duyulmamış
seviyelere getirmek için, ücretsiz olarak normal saatler dışında çalışabilir.

Bu çalışma aslında bir didinmedir. En sonunda da tüm proje ekibi istifa eder.
Peki bunun maliyeti nedir? Bu tür bir maliyet analizi hiç bir zaman planlara
dahil edilmemiştir edilmeyecektir de. De Marco’nun Peopleware kitabını okurken
benim piyasaya ilk atladığım 98 yılı gözümün önüne geldi. Hele sayfa 18’deki
“Reprise” başlıklı hikaye bana B2 Yazılım için OCT Bilişim’de (isimleri
değiştirdim) yaptığımız projeyi hatırlattı. Proje müdürü projeyi 6 ay’da
bitireceğimizi söylüyordu (kullandığımız yazılım aracına güvenerek). Ama tabii
buna kimse inanmamıştı. B2 Yazılım’ın müdürü dahi zaten 6 ay içinde analizleri
bile bitiremeyeceğimizi biliyordu. Tabii bize bunu sanırım 7. yada 8. ayda
söylemişti. Üstüne birde yazılım ekibinin kullanılan yazılım aracını fazla
bilmediğini eklemeliyim.

Biz tabii ki yeni mezun olmuş ve profesyonel hayata yeni atladığımız için
canavar gibi başladık projeye harıl harıl yazdık. Yeni mezun olduğumuz için
söylediklerimize önem veren de yoktu. Nede olsa tepede birileri bizim yerimize
tüm planları yapmış ve 6 ay gibi bir zamanla çıkagelmişti. Bizde acaba 6 ayda
olur mu, diyerek harıl harıl yazdık. Proje müdürü İspanyol, çalışanlar ise olaya
Fransız kalmıştı. Geceleri ofiste yattığımız günleri daha dün gibi hatırlıyorum.
Bir arkadaşımız sürüm öncesi ofise Pazartesi girip Perşembe günü çıkmıştı. Proje
müdürü ne olursa olsun ilk bir kaç modülün sürümünü vermek istiyordu çünkü…
Verdi de… Ama 6 ay sonunda değil. Bizimde migren ağrılarımız arttı. Spor
yapıyordum düzenli, onu da bırakmak zorunda kaldım. Sağlığım bozuldu.

Sizinde çalıştığınız işyerlerinde bu tür İspanyol proje müdürlerine rastlamanız
mümkün. Kısa dönem taktiği ile yeni yetme bilişimcileri köle gibi çalıştırarak
üretkenliği arttıracağını zannedecek bir garip görüş içerisinde oluyorlar.
Kendinizi sakın bu tür proje müdürlerine kaptırmayın. Unutulmayacak en önemli
kural: İnsan bu kadar dar proje planı baskısı altında daha iyi çalışmıyor sadece
daha hızlı çalışıyor. Bu arada ürünün kalitesi ve bizim iş memnuniyeti de bayır
aşağı gidiyor tabii ki.

İlk 3 ay sonunda 8 kişilik ekipten kopmalar başladı. Bu projede gelecek
görmeyenler başka işler bulup yollarına devam etti. 1 senenin sonunda kala kala
orjinal ekipten iki kişi kaldı. Ben ve Pazartesi günü girip Perşembe günü çıkan
arkadaş. İki de yeni eleman katıldı projeye. Eşim Cumartesi Pazarları beni
görebilmek için ofise yemek getiriyordu. Özel hayat filan kalmamıştı. Bu arada
proje el değiştirdi, ofisi taşıdık, masaları ben monte ettim tekrar.
Networkünden, bilgisayarların kurulumuna kadar her şeyi yaptım. Gene harıl harıl
çalışmaya devam. Garip bir zevk alıyordum bu işten.

Tabii bu arada proje neredeyse sonuna gelmişti, fakat test ekibinde yeterli
kişi olmayınca hataların bulunması ve bunların düzeltilmesi gecikiyordu. Maaşlar
gecikiyordu. Önce yemek fişlerini kestiler, yol parası zaten epeyden beri yoktu.
Maaşlar da en sonunda ödenmemeye başladı. İki ay maaş ödenmeyince benimde saksı
çalışmaya başladı artık. Sanırım burada esas yanlışı ben yapıyordum. Yeter artık
diyerek sağa sola özgeçmiş göndermeye başladım. Bu proje boyunca aldığım ücret
benim için önemli değildi aslında. Piyasaya yeni atladığım için deneyim ve
bilgilerimi genişletmek istiyordum. Tek yararı benim için bu oldu. Ama tabii bu
arada evlendim ve artık bir ev geçindirmeye başladım. Aldığım ücretin önemi
yükseldi. Tüm faturalarımı ödeyebilecek durumda değildim. Allahtan eşim de
çalışıyordu. Pek çok planımızı ertelemek zorunda kaldık.

Ne yazık ki bu filmin sonu Hollywood filmleri gibi güzel bitmedi. Projeyi
daha sonraları ayağa kaldırmak için girişimler oldu. Ben 1 sene sonra tekrar
geri döndüm fakat bu seferde benden başka kimse kalmamıştı. Gene network
kurmalar, bilgisayar kurmalar, ofis mobilyası monte etmeler. Bunları yaparken
kendi kendime gülüyordum. Sen kaşındın Gürkan diyerek. Ne yapıp edip bir kişi
daha aldım projeye ama sırf o kişiyi eğitmek 3 ay aldı. 3 ayın sonunda da yüzde
yüz üretken olmasını bekleyemezsiniz. Daha çok eleman gerekiyordu. Bir
veritabanı uzmanı, sistem yöneticisi, bir kaç yazılım uzmanı daha… Bu arada
ofis yeni yere taşındığı için evden ofise tam 3 saat yol gidiyordum. Akşam
saatinde eve dönmek daha bir berbat oluyordu (gene 3 saat). Bütün gün yorulan
halk otobüste vapurda patlayacak bomba gibi, suratlar beş karış.

Sonuç hüsran tabii ki. Firmanın kaybı çok büyük oldu. Proje bitmedi. İyi
niyet bir yere kadar fakat ben gene bir iş bulup ayrıldım. Alacaklar gene kaldı.
4 senenin sonunda artık dersimi almış ve arkama bakmadan ileriyi planlamam
gerektiğini anlamıştım. Planımızı yaptık ve uyguladık. Benim bu projeye verdiğim
değer kadar firma bana değer vermiş olsaydı belkide sonuçlar çok daha farklı
olabilirdi.

Posted in Bilişim, Türkçe.