Kariyer Olayı

Bilig Teknolojileri alanında kariyer yapmak isteyen gençlere bir kaç öğüt. Diğer okuduğum bloglardan ve kendi deneyimlerimden derledim.

Rahatlık kariyerinizi öldürür. Eğer zorlanmadığınız bir alanda uzun zamandır çalışıyorsanız her üç ayda bir özgeçmişinize yeni bir hüner ekleyebilmeye dikkat edin. Eğer ilk üç ayda yeni bir şey ekleyemezseniz ikinci üç ayda mutlaka yeni bir şeyler ekleyebilin. Eğer çalıştığınız yerde yeni şeyler öğrenmeye fırsat yoksa açık kaynak projelere katılabilir ve boş durmadığınızı kanıtlayabilirsiniz. Ben bazen eğitimlere katılıyorum bazende açık kaynak projelere yardımda bulunuyorum. Yada yeni bir ürünün kurulum konfigürasyon adımlarını araştırıyorum.

Kariyerinize karar verin. Hedeflerin belirlenmesi bu hedeflere ulaşılabilmesi için atılacak ilk adımdır. Hangi projeye girersem benim için en iyisi olur, o projeden neler öğreneceğim ve proje sonunda özgeçmişime neler ekleyebilirim gibi soruları kendinize sorun. Eğer firma içindeki kaymalardan dolayı, size hiç bir şey katmayacak bir projeye katıldıysanız artık o firmadan ayrılmanın vakti gelmiş demektir. Genelde bu durumlarda firma sahipleri çeşitli teşvik veya vaatlerle sizi projede tutmaya çalışabilirler fakat kariyeriniz daha önemlidir. Ben Türkiye’de çalışırken yurt dışında çalışmak aklımın ucundan bile geçmezdi. Ya tutarsa diye özgeçmişimi gönderdiğim bir firma beni cepten arayınca epey bir şok olmuştum. 1 ay sonra yeni işimde başladım ve kariyerim için çok iyi oldu.

Taşeron işler hayatın bir gerçeğidir. Kapitalist sistemlerde işler yüksek maliyetli bölgelerden düşük maliyetli bölgelere doğru kayar. Tabii ki taşeronun kalitesi yönetim açısından kabul edilebilir ise. Bir firma için kabul edilebilir olan kalite seviyesi diğer bir firma için kabul edilmeyebilir. Eğer işlerin taşeron firmalara kayacağını sezinlerseniz o işten hemen ayrılın. Yada kendinizin başka bir firmaya kiralanacağını sezinlediğiniz zaman vakit gelmiş demektir.

İşe girerken imzaladığınız anlaşmalara dikkat edin. Piyasada elinizi kolunuzu bağlayacak anlaşmaları imzalamaktan çekinin. Sizin özgürlüğünüze saygı duymayan bir firmada nasıl çalışabilirsinizki. Eminim o firma e-postaları ve messenger loglarınıda okuyordur.

Hayatınızı tamamı ile iş bulma ajanslarına bağlamayın. İş bulma ajanslarının her zaman iyi bağlantıları olmayabilir. Sadece özgeçmişleri gönderecekleri birer e-posta adresleri vardır. İş değiştirmede en büyük yardımcı bence fuar ve toplantılardır. İnsanlarla yüz yüze konuşup iyi izlenimler bırakma olanağı en çok bu tür organizasyonlarda ortaya çıkar. Ayrıca kişisel bir kart bastırıp kontak bilgilerinizi dağıtmanız da iyi olur. Ürünleri görüp deneyebileceğiniz, deneme sürümlerini alabileceğiniz ve bilgiyi ilk ağızdan duyacağınız yegane yer fuarlardır.

E-posta çok ucuz bir yöntem. Kariyer.net gibi sitelerde iş ilanı veren kuruluşlar geriye çok fazla e-posta alırlar ve sizin e-postanızın okunma şansı yok denecek kadar azdır. Ayrıca iş başvurusu yapan kişiler iş için gerekli yeteneklere sahip olmasalar dahi özgeçmiş gönderirler. Buda okunacak bir sürü e-posta anlamına geliyor. İş başvurularında eski yöntemleri denemek iyi sonuç verebilir. Önce özgeçmişinizi güzel bir kağıda basın ve dosyalayın. Bir ön yazı yazıp neden o firmada çalışmak istediğinizi anlatın. Takım elbisenizi giyip saçınızı düzeltin ve firmanın yolunu tutun. Böylece insan kaynakları ile doğrudan görüşmüş ve belkide iyi bir izlenim uyandırmış olursunuz. İşe alınmasanız bile akılda kalacağınız garantidir. Ben 98 yılında ilk mezun olduğunda gelen ilk Bilişim fuarına gittim. Amaç katılan firmalar kitapçığını almaktı. Fuarı bile gezmedim. Eve gelip fax programımı açtım ve sanıyorum 75 tane firmanın fax numarasını tek tek kaydettim. Birde Word’de özgeçmiş hazırlamıştım. Programın Auto-Send özelliği ile 70 kadar firmaya özgeçmiş gönderdim. Ertesi gün sanırım 20-25 kadar telefon aldım, Hepside görüşmek istiyordu. Tabii bunları organize etmek için bir ajanda kullanmam gerekti. Aynı semtte olanları aynı günlere peş peşe koymaya çalışmıştım. Sonuçta bir tanesine girdim ve başladım çalışmaya. O yıllarda önemli olan para değildi sadece deneyim yapmamın gerektiğini biliyordum bu yüzden maaşı önemsemedim. 2 sene sonra ise artık ben Bilişim fuarında görevli olarak yer almaktaydım.

Çevre oluşturmak için blog yazmak ve kullanıcı grubu toplantılarına katılmakta çok önemlidir. Eğer çevrenizde belli bir kullanıcı grubu yoksa bir tane siz başlatabilirsiniz. Çevre oluşturmak için her türlü fırsatı değerlendirmeye bakın.

Sevdiğiniz işi yapın, para arkasından gelecektir. Piyasada çok insan gördüm sırf programcılık iyi para veriyor diye programcı olan. Tabii zaman içinde kaybolup gittiler bu kişiler. Programcılık yapamasanızda IT alanında yapılacak pek çok iş seçeneği var. Örneğin sistem analisti, modelleme uzmanı, sistem yöneticisi, proje yöneticisi vs. Herhangi birini seçip kariyerinize o yönde şekil vermelisiniz.

Beta ve deneme sürümleri ile yeni şeyler öğrenmeye başlayabilirsiniz. Eğer eski teknolojilerde bir şeyler yazıyorsanız (ASP, VB6, COBOL vs.) yeni teknolojileri takip edin ve bir sonraki trendin ne olacağını önceden sezinlemeye çalışın. Böylece yeni teknolojiler piyasaya çıktığında sizde en az diğerleri kadar bilgili olacaksınız. Tabii bu durum eski firmanızı bırakmanıza neden olabilir ama zaten siz o firmada eski teknolojileri bilen kişi olarak tanınıyorsunuz ve bu önyargıyı kırmak biraz zor en iyisi ayrılmak ve yeniden başlamak. Tek dezavantajı yeni teknolojiyi öğrenmek için iş saatleri dışında zaman harcamanız gerekliliği fakat kariyerinizin bir atlama yapması için sanıyorum bu gerekli. Eski teknolojileri bilmek bir avantajda olabilir. Eğer sizden başka tamir edecek kimse yoksa kısa kontrat usulü çalışabilirsiniz. Ürünü tamir eder, ücretinizi tahsil eder ve olaydan çekilirsiniz.

Kariyer için daha söyleyecek çok şeyim var. Başka bir yazıda onlarıda yazacağım.

Posted in Bilişim, Türkçe.