Gübre Bitkiler İçin Zararlı Mı?

Son günlerde ara ara karşıma çıkan ingilizce bir makaleydi bu. Okuyalım bakalım konu neymiş.

Berkeley üniversitesinden biyolojistlerin yaptığı bir araştırmaya göre gübre uygulamaları, bitkilerin hastalık kapmasına daha yatkın hale getiriyor olabilir denmiş.

Deneyde iki grup domates kullanılmış.

Aslında deneyin esas amacı budama sonucu ortaya çıkan domates saplarından fermente sonucu elde edilen bakteriyel sıvı gübrenin yaprak üzerindeki etkisini araştırmaktı. Ek bir sonuç olarak aşağıda ki bulguları yayınlamışlar.

Bir grup domates bitkisinin önce toprağı gübrelenmiş ve sonra sıvı yaprak gübresi atılmış.
Diğer grup domateslere topraktan gübre verilmemiş ve sadece yapraktan mikrobiyolojik gübre verilmiş.

Sonuç olarak topraktan gübre almayan grup hastalıklara karşı daha dirençli olmuş.
Fakat araştırmacılar, yapraktan verilen ve domates sapları ile hazırlanan gübrenin içerdiği bakteri suşlarını tam olarak bilmiyor.

Tabii burada aksayan bir diğer nokta da toprak olarak kullanılan şeyin içeriği ve her bir domates bitkisinin hastalıklara karşı direncinin fark edeceği.

Tabii ki uygulanan toprak gübresinin de ne olduğu belli değil. Sentetik gübre mi yoksa inek boku mu bilmiyoruz.

Deneyin iyi sonuçlarından bir tanesi de yaprak gübresinin konsantresi. Sulandırılmış yaprak gübresi (daha az bakteri) daha iyi bir koruma sağlamış. Az sulandırılmış yaprak gübresi iyi sonuç vermemiş.

Bitkiler İçin de Probiyotik

Probiyotik bakteriler sadece insanlar için değil bitkiler için de sağlıklı. Özellikle bitkilerin bağışıklık sistemi için gerekli ama tek başına bir işe yaramıyor. Deneyin sonucunda daha fazla sulandırılmış yaprak gübresi daha iyi işe yaradığı için, çiftçilerin, “fazla koyalım daha iyi olsun” güdüsü burada işe yaramıyor. Bu yüzden çiftçilerin eğitimi şart.

Bitkinin toprak üstünde kalan ve bakteriyel açıdan pek fazla araştırılmayan kısmına filosfer (phyllosphere) deniyor. Toprak altında kalan ve bakteriler, mantarlar ve köklerin iş birliği yaptığı kısma ise rizosfer (rhizosphere) deniyor. Rizosfer hakkında pek çok araştırma var fakat filosfer genelde boş verilmiş.

Toprağın mikrobiyolojisi dengeli ise ve mantar bakteri popülasyonu yerindeyse, bitkinin de 12 briks özsuyu olur. Refraktometre ile bu ölçülmüyorsa ve sürekli tepeden gübre atılıyorsa sorunlar çıkacağı aşikâr.

Doğal olarak araştırmacılar bu deneyde ticari olarak satabilecekleri bir bakteri karışımı ve sulandırma yüzdesi bulmaya çalışıyor. Ama bu işi sadece serada yetişen domatesler üzerine çalışıyorlar. Konunun çiftçi sorunları, ekolojik kaygılar, bitki sağlığı üzerine döndüğünü sanıyorsanız yanılıyorsunuz.

Şu bir gerçek ki iyi mikropların olmadığı bir yerde hastalık mikropları yayılmaya başlar. Olayın ortam asiditesi ile de ilgisi var ama kafanızı fazla yormayacağım.

Araştırmanın bir diğer iyi tarafı ise mikrobiyolojiye dikkat çekmesi. Yıllardır bu konularda yazıp çiziyorum, örütbağı tonla örnekle dolu ama halen daha ticari çiftliklerin bu yöndeki uygulamaları çok yetersiz veya hiç yok. Bir irfan çayı yapan ticari çiftçiye daha rastlamadım.

Kore Doğal Tarım yöntemleri, biyodinamik, Dr Elaine Ingham tarifleri, Japon doğal tarım yöntemleri, biyo-yoğun tarım gibi konuyu oldukça profesyonel ve yıllardır yapanlar da var. Özellikle benim sevdiğim Kore Doğal Tarım yöntemleri ve JADAM bu konuda bence en iyileri. Mikrobiyoloji toprağa doğurganlık katan şey ve toprağınız canlı değilse üzerinde yetişen şeyin de canlı olmasına imkân yok.

İster sentetik olsun, ister doğal gübre, hepsinin fazlası zarar. Gübrenin mahiyeti ve atılacağı dönemleri bilmek ise başka bir problem. Ben evde yaptığım sıvı balık gübresini çok az kullanıyorum. Neredeyse aromaterapi miktarlarından bahsediyoruz. Böylece azot ve diğer besinler akıp gitmiyor (kirlilik yaratmıyor). İrfan çayı ve yabani ot çaylarını taze ve sulandırarak kullanıyorum. Zaten toprak dengesini bulunca bunlara bile ihtiyaç kalmıyor. Arada bir desteklense yeterli. Ayrıca mineral desteği de unutulmamalı çünkü toprakta mineral yoksulluğu varsa bakteri ve mantarlarda iyi çalışamıyor. Solucan gübrem ise en kaliteli gübre ve benim için altın değerinde.

Siz gübre olarak ne yapıyorsunuz ve nasıl kullanıyorsunuz, alta yorum atarsanız sevinirim.

Kaynaklar

https://news.berkeley.edu/2018/07/26/fertilizer-destroys-plant-microbiomes-ability-to-protect-against-disease/

https://www.cell.com/current-biology/fulltext/S0960-9822(18)30753-X

Posted in Permakültür, Türkçe and tagged , .

One Comment

  1. Selamlar İstanbuldan sevgiler ,

    yakın çevremde koyuncular var onlardan koyun gübresi alıp kullanıyorum . Kendi tavuklarımın talaşla karışık gübresi var genellikle 6 ay bekletip onu kullanıyorum .Sera içinde ( 150 m2 yaklaşık ) solucan gübresi kullanıyorum.

    Kompost yapıyorum fakat yeni başladım bu yıl kompost için extra bezelye , yonca ekmeyi düşünüyorum yeşil materyale zor ulaşıyoruz bulduğumda ancak kırpılmış çimen . kompostta kahverengi materyal olarak saman kullanıyorum.

    Mineral katkı doğal olarak bulamadım Türkiyede . Kaya fosfatı yok , kan unu yok .

    Burada durum bu . Yarasa gübresi var ama oda pahalı , birde arada kuşçulardan güvercin gübresi alıyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.