Sürdürülebilir Tarım Mümkün (mü?)

Bildiklerini unut
Çağın hastalığı olan yeni fikir korkusunu yen
Düşüncelerini özgürleştir ki
Geçmişin işe yaramaz dogmalarını değiştirecek cesareti toplayabil
Çünkü bilimsel gerçekler bile mutlak doğru değildir, sürekli değişir

Ben şimdi size desem ki, satın aldığınız gübreye ihtiyacınız yok, kendiniz de yapabilirsiniz. Ne kadar inanırdınız. Azotlu gübre alıyorsunuz ama havadaki gazların %74’ü zaten azot.

Kalsiyum ve fosfat desteklemesi için sunni gübre alıyorsunuz ama bu ikisi kemiklerde mevcut ve gübre olarak kullanılması çok kolay.

Fosforik asit satın alıyorsunuz ama susam saplarında bu var.

Mineral desteklemek için pek kimse uğraşmaz ama balık ve yosun gübrelerinde bunlar mevcut.

Yani sırf birlikler pompalıyor diye NPK ayarlı gübrelerin satın alınmasına gerek yok. Ticari miktarlarda da çok rahat olarak kendiniz yapabilirsiniz.

Aldığınız mantar ve böcek ilaçlarını da kendiniz yapabilir ve bunların çevreye verdiği zararı azaltabilirsiniz.

Her sene satın aldığınız terminatör tohumları da kendiniz atalık tohum kullanarak def edebilirsiniz.

Biriktireceğiniz parayı düşünün, tohum, gübre, ilaç almıyorsunuz.

Doğaya sağlayacağınız yararları düşünün, kirliliği önlüyor olacaksınız.

Önemli olan bu işe ne kadar GÖNÜL verdiğiniz.

Tabii bu bilgiler hop diye kucağa düşmüyor. Okuyup öğrenmek ve uygulama yapmak şart. Yerel malzemeleri bulmak, işlemek ve kullanılabilir bir gübre veya ilaç elde etmek zor değil ama bir kaç inceliği de var.

Blogumda yayınladığım Sürdürülebilir Tarım kitabımla bu konulara bir miktar girmiştim.

Bence çiftçilik bir işten fazla bir sanat gibi geliyor bana. Bu sanatı icra ederken başyapıtınız toprak olmalı. Toprağınız ne kadar iyi olursa, mantarı, bakterisi, solucanı, böceği ile bir bütün olursa üzerinde yetişen buğday da çok besleyici bir buğday, ve o buğdaydan yapılacak ekmek çok leziz ve besleyici bir ekmek olur. En önemlisi de üretim miktarına değil kaliteye önem vermenin önemi.

Monokültür yapıyor bile olsanız bitkiler arasındaki bağları bilmek, buğday ile yonca yetiştirmek, biçerdöveri yüksek tutup kalan sapları toprağa yatırmak ve akabinde kış için çavdar ekmek gibi uygulamaları yaparsanız, toprağınızın tarım yapılabilir derinliği artacaktır. Derinlik arttıkça dipte atıl olarak duran mineraller de kökler ve mikrobiyolojik hayat tarafından erişilerek kullanılacaktır.

Son günlerde katıldığım bir grup olan Korean Natural Farming grubu bu bağlamda çalışmalar yapan bir grup. Biyodinamiğin deli saçması karışımlarından çok daha akla ve mantığa yatkın uygulamalar bunlar.

Kanberra’da 16 Ekim’de konuyla ilgili bir eğitim veriyorum. Eğitimin içeriği tamamen yerel kaynakları kullanarak organik gübreler hazırlamak olacak.

Permakültür kitabımda bu uygulamaların çok detaylı tariflerini ve uygulama tekniklerini bulacaksınız. Blogumda ve YouTube kanalımda da yeri geldikçe tarifleri anlatacağım.

Posted in Permakültür, Türkçe and tagged , , .

3 Comments

  1. Gürkan Hocam kitaplarının hepsini alacağım ama memlekette doların düşmesini bekliyorum 🙂 ama merak attim en azından yonca ile buğday ilişkisi konusunda spoiler verirsen memnun olurum, ikisi aynı andamı olacak, çünkü birisi çok yıllık diğeri tek hasatlık ürünler.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.