Toprak Mineralleri

İstanbul, Şile kökenli, yazları Karadeniz ve Akdeniz denizlerinde yüzen bir insandım. Yurtdışında hem de denizin olmadığı bir yerde yaşamaya başladık. 40 yaşına bastığım gün dizlerimde ağrılar baş gösterdi. Merdiven çıkamaz, normal yürüyemez hale geldim.

Spor salonunda 240 Kg ile squat basıyordum. Ama kendi ağırlığımı kaldıramaz hale gelmiştim. Bir kaç kez doktorlara gittim. Aynı MR resimlerine bakıp kimisi kıkırdak kalmamış dedi, kimisi yırtık var dedi, diz cerrahı ameliyat yapalım dedi.

Elimdeki veriye bakıyorum; bu doktorlardan hangisi acaba doğru söylüyor diye bulmaya çalışıyorum ama çelişkili o kadar fazla veri var ki işin içinde çıkmak mümkün değil. Bir de ayaklarım içe basıyormuş, onun için ayakkabı içliği filan aldım ama dizlerim bir türlü düzelmiyordu.

Not: Bence bu içlik meselesi abartılıyor, aslında ihtiyacımız yok gibi geliyor bana. Diz cerrahına bu içlikler iyi mi kötümü diye sorduğumda “yorum yok” yanıtını almıştım. Bu yanıt benim karar vermeme yardımcı oldu.

Tıp endüstrisine yeteri kadar para döktüğümü düşünüp kendi araştırmamı kendim yapayım dedim. Ecnebilerin Citizen Science dediği olay yani. İçgüdüsel olarak diz problemimin bir eksiklikten kaynaklandığını sezinliyordum ve Avustralya ile Türkiye’nin toprak analizlerini karşılaştırmaya başladım. Sonuç pek çok mineralin eksik olduğunu görmem oldu. Özellikle potasyum.

Çeşitli mineraller

Akabinde bir Türkiye tatiline gittik. Marmaris’de güneş, deniz ve yerel gıda tükettik bol bol. Dizlerim iki günde (abartmıyorum, tam 2 günde) normale döndü. Eşim ve halam gözlerine inanamadı. Bıçak sokulmuş gibi acıyan dizlerim normale dönmüştü. Akdeniz üzerine okuduğum yazılardan, mineral açısından en yüklü deniz olduğunu biliyordum, sonuçlar beni şaşırtmadı.

Mineral eksikliği ve buna bağlı olarak bir takım rahatsızlıklar, eğer yaşadığınız yeri değiştirdiyseniz ortaya çıkabiliyor.

Diyetimizdeki değişiklikler de mineral eksikliği yapabilir. Birdenbire yediğimiz şeyleri değiştirmek vücudumuzdaki mineral dengelerini de alt üst eder.

Toprakta bulunmayan ve sadece denizlerde ve okyanuslarda bulunan mineraller var. Ve araştırmalara göre bu mineraller vücudumuzda anahtar rolündeler.

İnsanın atalarının ve kendinin doğup büyüdüğü yerdeki toprağın mineral kompozisyonu tabii ki bir şekilde kişinin genlerine de işliyor ve oranların değişik olduğu yerlerde yaşamaya başladığınızda da vücut dengeleri değişiyor.

Yeryüzüne çarpan ve dinozorların sonunu getiren göktaşı, aynı zamanda pek çok mineralin de atmosfere çıkmasına ve Dünya’ya yayılmasına neden olmuş. Bunlardan bir tanesi BERİLYUM. Berilyum sadece okyanuslarda bulunan bir iz-minerali.

Not: Demir, bakır, gümüş gibi çok bulunan minerallere sadece “mineral” deniyor ama az bulunanlara “iz-minerali” deniyor.

Berilyumun dünyaya yayılmasının bu dinozor katili göktaşı ile olduğu söyleniyor ve vücudumuzda çok küçük miktarlarda olsa dahi bazı hormonların işleyişinde görev aldığı biliniyor.

İz-minerallerinin vücuttaki azlığı, besin yetersizliği, bakteriyel, virütik ve mantar hastalıklarına yakalanmamıza neden oluyor.

Kobalt, ineklerde brusella ve insanlarda malta hummasını engellemek için gerekiyor ama tarım yapılan hiç bir toprak bu minerali barındırmıyor.

Hibrit tohumların topraktaki iz-minerallerini çekme yetisinin kaybolduğu da biliniyor. Yani kobalt toprakta var olsa bile, atalık tohum yerine hibrit kullanıldıysa üründe mineral eksikliği oluyor.

Vanadyum ise şeker hastalığına yakalanmamamız için tiroid bezlerini kontrol ediyor ve şeker hastalığını def etmek için gerekli.

Kromiyum zayıflayabilmek için gerekli ve kas gelişiminde kullanılıyor.

Her iki elementte bugün tarım yapılan alanlarda bulunmuyor ama denizlerde mevcut. Bu iki elementin sentetiği de yok.

Sülfür kanserin başlıca düşmanı. Köpekbalığı yüzgecinin bazı ülkelerde revaçta olması, okyanuslardaki sülfürü balığın vücudunda toplamasından dolayı. Sülfür ayrıca sinir uçlarında ki myelin kalkanını besliyor ve dolayısı ile MS, parkinson ve hatta Lou Gherig hastalığına dahi etkisi olabilir. Sentetik sülfür bir zehir ama okyanuslardaki doğal sülfür hem kokusuz hem de yan etkileri yok.

Zaten mineralleri hap olarak almaya kalktığınızda işler çok karışıyor. Mesela sülfürün sindirilmesi için Vitamin C gerekiyor. Vitamin C için bakır ve bakır için de çinko. Bunların tabii bir de doğal olması ve sentetik olmaması şart. Ama denize girdiğinizde bunlar hem orantılı hem de vücudun direk deriden özümseyebileceği eriyik biçiminde. Şimdi dizlerim neden düzeldi anlıyorum.

Selenyumun, kanserden bir ömür boyu korunmak için gerekli olduğu düşünülüyor. Antioksidanttır. Virüslere karşı koruma sağlar. Ayrıca nörotoksinlerden koruduğu da bazı araştırma tezlerinde ispatlanmış. Günümüzün modern tıp bilimi selenyumu bir hap haline getirmekte zorlanıyor ama denizlerde mevcut.

Gümüş, zaten bir antibiyotik ve denizlerde mevcut. Koloidal olarak aldığımız gümüş modern tıbbın boşverdiği bir ürün. Oksijen sevmeyen bakterileri öldürürken, iyi huylu oksijen sevenlere dokunmuyor.

Bakır, parazit ve bağırsak kurtlarının başlıca düşmanı. Çinko zaten bakır ile kardeş.

Magnezyum migren ağrılarına iyi geliyor.

Altın, okyanus ve iç denizlerde eriyik olarak mevcut. Alkol bağımlılığına iyi geliyor. Dolaşım sistemine iyi geliyor. Derin uyku uyumamızı sağlıyor. Okyanuslardaki altın, madenciliği yapılacak kadar fazla değil ama vücudumuz için yeterli.

Platin ise okyanuslarda altından daha fazla var ve vücudumuzda çeşitli işlerin yürümesi için gerekli.

Periyodik tablodaki bazı elementlerden bahsettik ama sessiz kalan pek çok element mevcut. Henry Schroeder, The Trace Element and Man isimli kitabında her mineralin vücudumuzda ne işe yaradığını anlamak için 400 yıl gerektiğini belirtmiş. Daha bitkilerden gelen enzimler, pito-besinler gibi hakkında çok fazla araştırma yapılmamış olgular da var.

Yukarıdaki mineralleri hap biçiminde almaya kalktığınızda, vücudumuzdaki o hassas denge bozuluyor. Bir mineralin fazlalığı diğer mineralin etkisini azaltıyor. Ama denize girdiğinizde böyle bir problem yok.

Deniz mineralerini bahçemize taşımanın bir yolu karaya vurmuş yosunları toplayıp duruluyarak irfan çayı yapmak. Mikrobiyolojik olarak fermente olan yosunlar çürüyerek içindeki mineralleri suya geçirir. Bu su bitkilere gübre olarak verilirse pek çok mineral toprağımıza geçmiş olur.

Diğer bir yöntem iyi bir kaya tozunu solucan kompostunda işleyerek toprağa vermek. Kaya tozları un gibi ince öğütülmüş volkanik, basalt, mermer gibi kayalardan elde ediliyor ve içinde periyodik tablodaki hemen hemen her mineral mevcut.

Kaya Tozu gübresi

Denizden yakalanmış balıkların artıklarından gübre yaparak bu mineralleri toprağınıza taşıyabilirsiniz. Aşağıdaki videodan balık gübresinin nasıl yapılacağını öğrenebilirsiniz.

Zamanı geçmiş vitamin ve mineral hapları suda eritilerek azar azar toprağa verilebilir.

Tabii her zaman olduğu gibi toprağın asiditesi eğer bu minerallerin bitkiler tarafından alınmasına müsait değilse bir işe yaramaz. Asidite pH 6,8 ile 7,5 arasında ayarlanmalıdır. Aşağıdaki video toprağın asiditesinin nasıl ölçüleceğini gösteriyor.

Ayrıca toprakta var olan mikoriza mantarları ve diğer mikrobiyoloji desteklenmeli ki mantarlar mineralleri bitkiye sağlasın. Aşağıdaki holistik sprey tarifi ile mantarları destekleyebilirsiniz.

Tuz tüketiminizde de saf deniz tuzunu tercih ederseniz bu yitik mineralleri almanız olası.

Toprağın tarım yapılamayan derinliklerinde bu mineraller mevcut olabilir. Kazık köklü bitkilerden yetiştirerek bunları çıkartabilir ve kompost yaparak kullanabilirsiniz. Ayrıca tohumdan yerinde yetişen bir elma ağacı kazık kökünü geliştirecek şansa sahiptir ama saksıda aldığınız bir elma ağacının bu şansı kaybolmuştur. Kazık kök toprağın derinliklerine iner ve oradaki madenleri çıkartır.

Sonuç olarak hangi ürünü yetiştirirsek yetiştirelim, toprakta bir mineral eksikse, o mineralin bitkide de olmayacağını bilin. Bu yitik mineraller ise vücudumuzda çok önemli işer yapıyorlar. Siz eğer toprağı beslemek için girişimde bulunmazsanız, yetiştirdiğiniz ürün de besleyici olmayacaktır.

 

Kaynaklar (İngilizce)

Kaynaklar (Türkçe)

1675total visits,1visits today

Posted in Permakültür, Türkçe and tagged , , , .

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.