Peçenkoru ve Onarıcı Otlatma

Gıda yetiştirmek ve doğanın sağlığını düzeltmek iki farklı olgu gibi görünse de permakültür ile bu iki olguyu birleştirmek mümkün. Gıda Ormanı konusundan daha önce bahsetmiştim. Bir de gıda ormanına hayvanların entegre edilmesi var ki ismine PEÇENKORU diyorum. Üstüne Onarıcı Otlatma teknikleri uygulayarak otlağın ve ekosistemin düzelmesini sağlamak mümkün.

Peçenkoru Nedir?

İngilizce silvopasture kelimesini belki duymuşsunuzdur. Bu sistemde insan eli ile kurulmuş bir gıda ormanı ve ağaçlar arasında kalan bölgelerde de hayvanlar otlatılır. Örütbağında sormama rağmen permakültürcü arkadaşlardan silvopasture terimi için Türkçe bir karşılık bulan olmadığını öğrendim. İş gene başa düştü 🙂

Biraz araştırdıktan sonra Göktürkçe kaynaklarda “peçen” kelimesini buldum. Fonetik olarak “pasture” kelimesine nasıl da benziyor!

Peçen Göktürkçe’de çayır, çimen, çayırlık, otlak anlamına gelmektedir.

Koru ise bildiğiniz gibi ormandan daha ufak, korunma altına alınmış ağaçlık yerlere verilen addır.

Peçenkoru” insan eli ile kurulmuş bir gıda ormanı ve bunun arasında kalan otlakların kullanımını anlatmak için çok uygun.

Bundan sonra Silvopasture değil Peçenkoru kelimesini kullanıyorum.

Getiri

Yapmadığınız işler sizin için bir getiridir. Örneğin yapmadığınız işçilik, kullanmadığınız gübre ve ilaç, mücadele etmediğiniz yabani otlar, dikmediğiniz tohum,  yapmadığınız sulama gibi. Öte yandan yapmayarak kazandığınız şeyler de var. Örneğin toprağın üretkenliğinin artması, oluşan habitat, havadaki karbonun toprağa hapsedilmesi, güzelliklerin tadına varılması gibi.

Bir ekosistemi yönetmek ile bakım yapmak arasında çok fark vardır. Yönetmek, sistem kendi kendine bakar halde kurulursa çok fazla iş gerektirmez. Bakım yapmak ise sürekli insan desteğine ihtiyaç duyan bir sistemi çağrıştırıyor.

Bizim amacımız çok yıllık yenebilir bitkileri kullanarak bir sistem oluşturmak ve kendi kendini yönetmesini ve bakıma ihtiyaç duymamasını sağlamak. Hatta ürettiği fazlalıkla belki bir kaç hayvana da bakabilmesini sağlıyoruz.

Ağaç Yoğunluğu

Ağaçların yüksek dalları, tahmin edersiniz ki alt seviyelere güneş ışığının gelmesini engeller. Bir ormanda neredeyse %1 civarında güneş ışığı tabana ulaşır. Güneş ışığı alacağımız verim ile doğru orantılı olduğu için ağaç yoğunluğunu ayarlayarak alt seviyelerin %40 ile %60 oranında güneş almasını sağlamalıyız.

Ağaç fidelerini ektikten sonra alt seviyeler %90’a varan seviyelerde güneş görür. Ağaçların büyüme hızı ile bu oran düşmeye başlar. Öyleyse mantık olarak gıda ormanı ilk kurulduğunda çok güneşe ihtiyaç duyan sebzeler ve ilerleyen yıllarda da güneşe daha az ihtiyaç duyan sebzeler veya yemişler ekilmelidir. Teknik olarak ağaçları (hafif eğimli arazide) kod farkına paralel kazılmış yağmur hendeklerinin arkasına dikilmiş olduğunu varsayarsak zaten bizim planımızda arada kalan koridorlar oldukça güneş alacaktır. Bu koridorlarda da istenen sebze yetiştirilebilir veya hayvanlar için çimen, yonca, yulaf ve benzeri dikimler yapılabilir.

Eğer düz bir arazide gıda ormanınızı kurmaya çalışıyorsanız ağaçların dağılımını ve aralarındaki mesafeyi iyi ayarlayın ki alt seviye bitkilerine yeteri kadar güneş gelebilsin.

Gıda ormanında farklı seviyelerde yetişecek bitkileri karıştırmamızın bir amacı da hava dolaşımını kesintiye uğratmamaktır. Ormanlarda görülen sık tepe tacı altında belli rüzgar yolları oluşur ve hava homojen olarak dolaşmaz. Ama bizim yaptığımız farklı yüksekliklerdeki tepe taçları, gıda ormanında havanın daha homojenize dolaşmasına neden olur. Eğer rüzgar bariyeri olarak da tasarlanıyorsa, bir ormandan daha iyi iş görür.

Resim TC Permaculture sitesinden alınmış ve Türkçe’ye çevrilmiştir.

Toprağın iyileştirilmesi için örnek olarak karakafes otu (Symphytum x uplandicum), karahindiba (Taraxacum officinale), Kuzu kulağı (Rumex acetosa), ve Papatya (Chamaemelum nobile) kullanılabilecek en iyi bitkilerdendir. Ağaçların tepe tacının izdüşümüne ekilebilir. Ağacın çok yakınına ekilirlerse ağaca gidecek besini çekebilirler.

Olgunlaşma Mevsimleri

Bir diğer önemli konu ağaçların meyvelerinin olgunlaşma zamanları. Örneğin çeşit çeşit elmanın olgunlaşma zamanları da farklıdır. Yeşil ekşi elmalar ağaçta bir kere don görmesi gerekirken, tatlı kırmızı elmalar daha erken olgunlaşır. Bazı böğürtlen türleri erken meyve verirken, siyah böğürtlen geç verir.

Gıda ormanınıza dikmeyi düşündüğünüz ağaç ve yemiş çalılarının meyve olgunlaşma dönemlerini de göz önüne alarak karar verin. Böylece yazın başından kışın başına kadar yiyecek meyveniz olur.

Hayvanların Entegre Edilmesi

Fide olarak diktiğiniz ağaçlar keçi, inek, koyun gibi otlayıcı hayvanlar tarafından telef edilebilir. Bu yüzden en az 5-6 yıl gıda ormanına hayvan sokulmamalı. Tavuk olabilir ama ördek olmaz. Beç tavuğu ise 2 yıldan sonra yani kökler geliştikten sonra sokulmalıdır.

Beç tavuğu (resim motherearthnews.com sitesinden alınmıştır)

Portatif elektrikli çit burada en büyük yardımcımız olacaktır. Seçtiğiniz hayvanın burun hizasında elektrikli tel olacak biçimde kurulur. Ağaçlar arasında kalan bölgeler hayvan miktarına göre, 8 ile 10 adet hücreye bölünür. Hayvanların bulunduğu hücre portatif elektrikli çit ile çevrilir ve ot bitmesine yakın hayvanlar bir sonraki hücreye alınır.

Arkada görünen tel inekleri durdurmaya yetiyor

 

Resim badgersetticelandics.blogspot.com sitesinden alınmıştır.

 

Onarıcı Otlatma

Onarıcı otlatma flora çeşitliliğine, besinlerin döngüsüne, toprak mikro-organizmalarına ve toprağın sağlığını geri kazanmasına yardımcı olur. Çayırın üretkenliği artar, kuraklıklara karşı dirençli olur ve erozyondan zarar görmez.

Doğaya baktığımızda otlayan hayvanların genelde sürü halinde dolaştıklarını, sık sık yer değiştirdiklerini ve belli döngüler ile göç ettiklerini görürüz. Onarıcı otlatma da aynen bu doğal olayı taklit ediyor.

Onarıcı otlatmanın ilk kuralı hayvan sayısının yüksek olması. Sayı yüksek olunca yenmeyen otlar da basılarak malç oluyor. Ayrıca sayı yüksek olunca gübreleme de çok oluyor. Böylece hem malç hem de gübre ile biyolojik açıdan aktif bir otlak haline geliyor. Toprak sağlığına kavuşurken tohumlarda büyümek için daha iyi bir ortama kavuşmuş oluyorlar.

İkinci kuralı bir alanda çok uzun süre kalmamak. Ya günlük döngülerle ya da otunuzun durumuna göre bir sonraki hücreye geçme kararını verebilirsiniz.

Üçüncü kural hücrelere en az 90 gün otlama yapmadan süre tanımak. Zamanla 8 ya da 10 kez üzerinden geçilen hücrenin artık dinlenme zamanı gelmiştir. Basılan otlarla organik madde oranı artmış ve gübreleme ile büyümeye hazır hale gelmiştir. Bütün ot dibine kadar yenmediği için gübreler de açıkta değil otların altındadır.

Hayvanların davranışlarına da dikkat etmek gerekiyor. Eğer sürü içinde asiler varsa, elektrikli telleri delip yan tarafa kaçıyorlarsa, bunları sürüden çıkartmak gerekir. Özellikle koyun ve keçi sosyal hayvan oldukları ve birbirlerinden hızlıca öğrendikleri için iyi olmayabilir.

Bir diğer nokta arazinizde kumluk mini tepeler, kuru dere yataklarının kenarları, eğimi fazla olan yerler varsa üzerindeki bitki örtüsünün yok olmamasına dikkat etmek gerekir. Çünkü bitki örtüsü bu kısımlarda erozyonu önler.

Ayrıca tavşan gibi otlayan yaban hayatın sayısı fazlaysa sisteme ek bir yük getirir. Çevredeki yaban hayatın yaşam alanlarına da dikkat edin.

Hayvan Yemi

Gıda ormanı sisteminize entegre etmek istediğiniz hayvanlara karar verirken bunların ne yediklerine de dikkat etmeniz gerek. Özellikle bu hayvanların hoşuna giden bitkilerin tohumlarını ağaç sıraları arasındaki koridorlara serpmeniz gerekiyor. İhtiyaçları olan mineralleri de düşünün. Amacımız dışarıdan yem almadan bu işi yapmak olduğu için çeşitlilik çok önemli.

Bulunduğunuz bölgede doğal yetişen bitki türlerini de analiz ederek destekleyebilirsiniz.

Azota Hassas Bölgeler

Su havzalarının direk akarsu kenarlarında kalan kısımlar azota hassas bölge olarak adlandırılır. Çünkü bu bölgelerde yapılacak yoğun hayvancılık akarsulara azot yükleyecek ve algi kirliliği olarak geri dönecektir. Bu da akarsu içinde ki hayat ve sulak alan habitatlarında yaşayan her türlü hayvan için üzücü olacaktır. Sisteme yüklediğiniz azotu zaman zaman akarsudan alacağınız örneklerle ölçün.

Basit bir nitrit, nitrat ve amonya ölçüm kiti

Biz olaya bütüncül yaklaştığımız için tüm bu zararı da düşünmemiz gerekir.

Ölçümler sonucu nitrit ve nitrat değerleri yüksek çıkıyorsa ya hayvan sayısını düşüreceksiniz ya da akarsu üzerindeki diğer çiftçilerle toplantı yapıp kullanılan gübre ve hayvan sayısında kısıtlamaya gideceksiniz.

İlk beş yıl

Bozulmaya başlayan otlağı düzeltmenin ilk aşaması, sistemi bozan unsurları ortadan kaldırmaktır. Eğer yoğun biçimde hayvanlara açık bir yerse, bir çit ile çevirerek işe başlayabilirsiniz. Tabii amacımız tavşan ve köstebeklere güvenli üreme alanı açmak değil. Çevrede ne tür yabani hayat var ve bunlar otlağı nasıl kullanıyorlar dikkat etmekte fayda var.

Otlağı bozan unsuru ortadan kaldırdığınızda ekosistemde stabil hale gelecektir. Çok fazla bozulmadıysa düzelmeye bile başlayabilir.

Stabilizasyon doğal olarak devam ederken onarıcı adımları da düşünmemiz ve planımıza eklememiz şarttır.

İlk yapacağımız iş bu otlak bozulmadan önce arazi, habitat ve flora nasıldı bulmamız gerekiyor. Çevrede el değmemiş yerler varsa analiz ederek özelliklerini bulun. Orada doğup büyümüş yaşlılara sorun. Arazinin eski hali hakkında ne kadar veri toplarsanız o kadar iyi.

Arazide hidrolojik bozukluk söz konusuysa bunları da düzeltmek için girişimde bulunmanız gerekir. Erozyona uğramış dere yatağı, eskiden akan ama şimdi kurumuş pınarlar, zamanla eriyen tepeler, bataklık tarzı sürekli sulak olan kısımları hidrolojik bozukluklara örnek olarak verebiliriz. Bunların tesbiti ve iyileştirilmesi için yapılacak çalışma ileride sizin çok işinize yarayacak.

Öncelikle börülce gibi havadaki azotu toprağa amonya olarak hapsedecek bir tohum atın. Böylece toprağın nitrojen dengesi oturacaktır. Ek olarak biyolojik aktiviteyi hızlandırması için inek gübresi de serpebilirsiniz. Eğer çıplak bir arazi ise saman malç kullanarak kapatın. Börülceler büyümeye başladığında 40 santim civarındayken tırpanla kesilir ve malç olarak yatırılır. Şimdi yonca, arpa, ot tohumlarından serpebilir ve bunların döngülerini tamamlayarak tohum olarak dökülmelerini sağlayın. Böylece toprakta bir tohum bankası oluşacaktır. İlerleyen yıllarda bunlar çimlenecek ve büyümeye devam edecektir.

Bu arada ağaçlarımız için gerekli gübreleme ve sulama işlerini de yapıyoruz.

Beş yıl sonunda ağaçlarımız iyice büyüyüp koyun veya ineklerden zarar görmeyeceğini düşündüğümüzde, hayvanları da salabiliriz.

Aşağıdaki okuma ve seyretme listesine de bakınız sevgili okuyucu.

Okuma listesi

  1. Durukan Dudu ve Ümit Şahin’in Alan Savory söyleşisi
  2. Anadolu Mera
  3. Murat Akhuy – Bütüncül Yönetim
  4. Alan Savory’nin Türkçe alt yazılı TED konuşması
  5. Durukan Dudu – Bütüncül Mera Yönetimi
  6. Jodi Roebuck’ın şu sayfadaki videolarını da seyredin
  7. İngilizce – Otlak rehabilitasyonu
Posted in Permakültür, Türkçe and tagged , , , .

Leave a Reply

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *