Ne Kadar Üretim

Bugün biraz bahçeli evimizde ki üretimden bahsedeyim. Toplam 60 metrekare civarı sebze bahçesi, 40’a yakın meyve ağacı, 2 akuaponik sisteminde toplam 80 balık var(dı).

Bahçemin ilk tasarımlarını SketchUp ile yapmıştım.

Sebze bahçelerinde genelde tükettiğimiz şeyler yetişiyor, örneğin pazı, maydanoz, domates, patlıcan, fesleğen, marul, sarımsak, soğan, havuç, turp, ıspanak, kereviz, kabak, enginar, bakla, çilek, kış bezleyesi gibi. Gübre olarak kaya tozu, inek, yarasa, tavuk gübreleri ve kendi ürettiğim solucan ve balıklı yaprak gübrelerini kullanıyorum.

2017 Kış – 3 adet 75cm genişliğinde yatak yaptım

Adaçayı, biberiye, marjoram, kekik ve bir kaç yenebilir baharat da bahçemizde mevcut.
Irımtüzen ile balık üretmenin dışında pazı, marul, hardal, kişniş gibi yeşil yapraklı bitkiler yetişiyor. Gübre olarak gene kaya tozu ve kendi yaptığım balıklı yaprak gübresini kullanıyorum. Demir eklentisi de arada bir yapraklardan veriliyor.

Birinci Irımtüzen sistemim

Meyve ağaçlarımızda bektaşi üzümü, incir, kayısı, kiraz, böğürtlen, erik, elma, şeftali, nektarin, armut, zeytin, limon, mandalina, üzüm, goji yemişi, japon armudu gibi meyveler var. Bunlardan bazıları henüz çok genç, ilerleyen seneler de üretimleri artacaktır. Tohumdan yetiştirdiğim elma, armut, nashi fideleri 45 adet. Bunlar bu kış ikinci senelerine giriyor ve bazıları aşılandı. Çocukların ilkokulunda bir meyve bahçesi kuruluyor ve bazı aşılı ağaçlarımı buraya bağışlayacağım.

Topladığım tüm elma, armut, şeftali ve nashi çekirdeklerini bu kök torbalarında büyütüyorum

Yaş oldu 43. Şimdi ekeceğim ağaç fideleri belki 48 yaşıma geldiğimde meyve vermeye başlayacak. Ama çocuklarım 16 yaşına geldiğinde meyve yiyebilecekler.
İki kovanımızda bize yeteri kadar bal veriyor. Hem mey yapmak hem de kahvaltılarda kullanmak için 2 kovan yeter de artar bile. Tamamen doğal yöntemlerle bakılıyor bu arılara.

Flow petekler ile langstroth kovanımda hasat yaparken

Bahar ve yaz aylarında nadiren markete gidip pirinç, un veya yetiştirmediğimiz meyvelerden alıyoruz. Bir ara yetiştirdiğimiz şeyleri tartıp yazmaya başlamıştık ama sonunu getiremedik. Fakat söyleyebilirim ki, 60 metrekare sebze bahçesi 4 kişilik ailenin yaz kış sebzesini üretecek kapasitede. Ben tam kapasitede kullanamıyorum bile. Bir de dikey yüzeyler var ama yakında çilek kuleleri yaparak ırımtüzene eklemeyi düşünüyorum.
Türkiye tatilimizde tanıştığımız bir kaç kişi 20-30 dönüm yerleri olduğunu ama yetiştirdikleri şeylerin yetmeyeceğini düşündükleri için değerlendirmediklerini söylemişlerdi.
Görülüyor ki problem yer sorunu değil. Balkonda domateslerini havalandıran Murat Doğan’a bakın mesela. Gerilla usulü bulduğu toprak parçasını değerlendiren kişiler var. Hükümetin diktiği ağaçları aşılayıp meyve ağacına dönüştürenler var. Balkonunda bahçe yapıp mesut mutlu yaşayanlar var.

Murat Doğan’ın balkonu

Bu bir istek olayı, bir hobi. Bilimsel verilerin ışığında, atalık tohumlarla, unutulmuş meyve türleri ile, GDO ve hibritlerden uzak durarak, besin değeri yüksek gıda üretip ailemizi beslemek amacımız. “Besin Değeri Yüksek” lafı burada püf noktası. Lakin marketlerden, pazarlardan aldığımız hiç bir meyve ve sebze, besin değeri açısından yeterli mineral, vitamin vesaireyi barındırmıyor. Bizim yetiştirme yöntemimiz ufak çaplı ve kontrol edilebilir bir yöntem. Kullandığım kaya tozu ve yaptığım yaprak gübreleri ile oldukça da ucuza mal edilebiliyor. Etrafımda olan malzemeyi kullanıyorum. Tüm organik çöpümü geri dönüştürüyorum. En önemlisi de ağaç ekiyorum.
Bazen arkadaşlarım bu kadar zamanı nereden bulduğumu soruyorlar. Fakat bazı yoğun zamanlar dışında çok fazla bahçede zaman harcadığım söylenemez. Zaten günün büyük bölümü işte geçiyor. Ancak hafta sonları biraz bahçede vakit geçirebiliyorum. Bir kere kurulduktan sonra bakımı kolay işler bunlar.
Bahar gelmeden tohum ekmek için saksıların hazırlanması bir günü alıyor. Zevkli bir iş. Toprakla oynuyorsun. Bunların günlük sulanması var. Ağaçlar tomurcuklanmaya başladığında yaprak gübreleri de her 14 günde bir veriliyor. Kuru gübreleri bir kere bahar başında serpiyorum. Kışın ağaçların kırılan dalları ve komşunun bahçesine uzayan kısımları eşimin gözetiminde budanıyor. Sonra olan meyvelerin toplanması, fazlalığın ne yapılacağına karar verilmesi gibi konular var. Bunlar zaten zevkli işler. İnsan sevdiği işleri yaparken yorulmaz. Bumlar meditasyon gibi beni aslında dinlendiren işler.
Doğanın döngüleri ile yaşamaya başlayan insanın da biyoritmi düzeliyor. Kışın ne yetişir, baharda hangi tohumları atmak gerekir gibi konuları düşündükçe ve bir de araştırma geliştirme yapıp daha fazla nasıl yetiştirebileceğinizi öğrendikçe; olayın basitliği kavranıyor. Hayatımız o kadar karmaşık ki, gündelik hayatımız o kadar dolu ki, gözümüzün önünden geçip giden zamanın farkına varamıyoruz.
Tabii bir de refraktometre ile ölçüp besin değerlerinin yüksek olduğunu kendime ispatladığımda eminim ki çocuklarımın gelişimi için, gıda güvenliğimiz için iyi bir şeyler yapıyorum.

Briks ölçmeye yarayan refraktometre

İşte tüm bu deneyimlerimi topladığım bir kitabın da yazımına başladım. A’dan Z’ye bir gıda ormanının nasıl kurulacağı, eve nasıl entegre edileceği, sebze bahçelerinin, seraların, akuaponik sisteminin nasıl entegre edileceği ve bunların en az girdi ile nasıl gıda üreteceğini en ince ayrıntısına kadar yazıyorum.

Kitabı yazarken yaptığım araştırma ve uygulamalar sayesinde farkına vardığım pek çok püf noktasına da yer veriyorum kitabımda. Ayrıca ülkemize ve üzerinde yetişen bitkilere uygun bir kitap bu. Genelde çeviri kitapları okurken karşılaştığım en büyük sorunlardan bir tanesi söz edilen yöntem ve bitkilerin yazarın aşina olduğu bölgeye uyarlanmış olması. Hatta Amerikan kitaplarında ölçü birimleri dahi farklı, çeviren kişi de bunları metrik sisteme çevirmekle vakit kaybetmemiş. Zaten permakültür olayının en aksayan tarafı bu deniyor çünkü yazılan kitaplar tamamen yazarın deneyimine ve yaşadığı çevreye uyumlu yazılmış. Hatta permakültür hocam hangi kitabı alayım diye sorduğumda Canberra ortamına uygun kitapları dahi önermişti.

Bu uygulamalar zor değil. Biraz isteğiniz varsa, doğaya uyumlu yaşamaya çalışıyorsanız zaten içinizde bu istek vardır.

Posted in Article, Uncategorized and tagged .

Leave a Reply

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *